Olimpos Dağı'nın eteklerindeki geçitler, sadece fiziksel yollar değil, aynı zamanda ruhsal dönüşümün sembolik mekanlarıdır. Bu geçitlerden geçerken, oyuncu hem dünyayı hem de kendini keşfeder. Her geçit, yeni bir meydan okuma, yeni bir bilgi, yeni bir güç sunar. Bu bölgeler, antik Yunan mimarisinin ve doğa felsefesinin bir yansımasıdır.

Bulutların üstündeki tapınaklar, tanrıların en kutsal mekanlarıdır. Bu tapınaklarda, oyuncu antik ritüelleri öğrenir, tanrılarla iletişim kurar, efsanelerin gerçek anlamını keşfeder. Her tapınak, farklı bir tanrıya adanmıştır ve o tanrının özelliklerini, güçlerini, hikayelerini yansıtır. Bu mekanlar, sadece görsel olarak etkileyici değil, aynı zamanda oyun mekaniğinin ve hikaye anlatımının merkezidir.

Tanrılar arası çatışmanın geçtiği alanlar, oyunun en dramatik bölümlerini oluşturur. Bu alanlarda, Zeus'un otoritesi ile diğer tanrıların isyanı, Athena'nın bilgeliği ile Ares'in savaşçı ruhu çatışır. Bu çatışmalar, sadece eğlenceli savaş sahneleri değil, aynı zamanda felsefi ve ahlaki soruları da gündeme getirir: Güç nedir? Adalet nedir? İsyan ne zaman haklıdır?